Çanakkalede utanç fotoğrafı

Çanakkalede utanç fotoğrafı
Çanakkale'de istenmeyen görüntüler. Önce yangın sonra yağmur mezarlığı alt üst eti. Kemikler işte böyle ortalığa saçıldı.Abone ol

Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda, Akbaş Şehitliği'nin yakınındaki gerçek şehitlik, geçen yıl çıkan orman yangınının ardından görülür hale geldi.

Geçen yıl Yalova köyü yakınlarında başlayan orman yangınının söndürülmesinden sonra, bölgedeki ağaçların kesilmesiyle, Gelibolu Yarımadası'nda vatanları için kahramanca savaşan Mehmetçiklerin mezar taşları ve kemikleri belirdi.

Çanakkale Savaşları Araştırmacısı İhsan Pala, bölgenin, “Anafartalar Kahramanı” olarak savaş tarihine adını altın harflerle yazdıran Mustafa Kemal Atatürk' seo new york ün komutanlığını yaptığı 19. Tümen'in Akbaş yöresindeki sevk ve seyyar hastanesi olduğunu söyledi.

İSTANBUL'A GETİRİLMEYİ BEKLEYEN YARALI ASKERLERDİ Akbaş Şehitliği, İstanbul-Eceabat yolu üzerinde Eceabat’a 12 kilometre, Gelibolu’ya 35 klimetre mesafede. Şehitlik 1 dönümden fazla bir büyüklüğe sahip. İçinde kesme taşlardan yapılmış 5 metre yükseklikte bir abide vardır. Çanakkale’de savaşan ve yaralanan Mehmetçiğin burada kurulan hastaneye getirildikten sonra şehit düşenlerin anısına yapıldı. Ayrıca yaralılar buradan Akbaş İskelesi’nden gemilerle başka hastanelere nakledildi. Bu şehitlik 1945 yılında yapıldı. “Akbaş Şehitliği Çanakkale Savaşlarında 25 Nisan 1915 tarihinde, Arıburnu ve Anafartalar mıntıkasında ağır yaralanan Türk askerlerini, İstanbul’da hastane haline getirilen Selimiye Kışlasına götürmek üzere Akbaş İskelesi’nde bekleyen “Halep” adlı gemi, İngilizler tarafından batırıldı, geminin personeliyle beraber ağır yaralı 200 Türk askeri şehit düştü. Şehitler kanlı elbiseleriyle toplu olarak buraya gömüldü. Şehitlik 1999 yılında ziyarete açıldı.

Buranın, cephede savaşırken yaralanan askerlerin tedavi amacıyla bulundurulduğu ve hemen yakınındaki deniz kıyısından gemilerle İstanbul ya da başka şehirlerdeki hastanelere nakledildiği önemli bir yer olduğuna işaret eden Pala, alanın 1950'li yıllarda Yalova köyüne doğru yol açmak amacıyla bilinçsiz olarak kazıldığını, geçen yılki yangının ardından da gerçek şehitliğin gün yüzüne çıktığını bildirdi.

Pala, savaş sırasında hasta ya da yaralı askerlerin bitlenmelerini engellemek için, kovalarla taşınan sularla yıkandıklarını ifade ederek, ölenlerin de aynı yere defnedildiğini kaydetti.

Bölgede gömülü askerlerin, daha çok cephede yaralandıktan sonra tedavi gördüğü sırada şehit olduğunu anlatan Pala, “Burası bilinen ormanlık bir sahaydı. Yangının ardından ağaçlar yok olunca, şehitlerimizin mezar taşları belirdi. Yağmur sularının heyelana neden olmasıyla, çok sayıda şehit kemiği gün yüzüne çıktı” dedi.

İhsan Pala, bölgede toprak yüzeyine çıkan kemikleri gören duyarlı vatandaşların bunları yeniden gömdüğünü, ancak burada acilen tedbir alınması gerektiğini sözlerine ekledi.



Kategori : GÜNCEL